South Street Seaport:

 

İşte ilk bakışta New York'ta olduğuna inanamayacağınız, tarihi yelkenlilerin demir attığı, 21. Yüzyılın gökdelenlerinin, Seaport Plaza'nın gölgesinde yeralan müthiş bir liman. New York'un en iyi mekanlarından biri olan Brooklyn Köprüsü ile başbaşa kaldığınız Pier 17. Dünyaca ünlü deniz restoranlarının, her millettin yerel mutfağından en güzel örnekleri bulacağınız eşsiz bir atmosfer. East River Brooklyn üzerinde yeralan bu şirin liman, her yıl genç Deren Koray'lılar tarafından çok beğenilmektedir. Hediyelik eşyaların, gıda ürünlerinin, elektronik eşyaların ve New York'ta son moda olan giyim eşyalarının satıldığı alışveriş merkezi ile devlet büyüklerimizin ve ünlü yıldızlarımızın New York'ta arasıra kaçamak yaptığı yerler arasındadır South Street Seaport. Hemen arkada bulunan Fulton Fish Market'ten gelen taze balık kokusu sizi deniz kıyısında yaşadığınız kentteki balık markete bir an götürüp getirir. South Street Seaport modern ve klasik mimarinin kucaklaştığı eşsiz bir mekandır. Gece ise ayrı bir güzelliği vardır. Cannon Street üzerinde sokak çalgıcılarının müzikleri ile renklendirdikleri bu hareketli merkez, Fulton Street üzerinde yaralan 1912 yılında yüzyılın en büyük deniz faciasında, Titanic'te hayatlarını kaybeden yolcular adına dikilmiş Titanic Memorial ile son bulur. Buradan yapacağımız kısa bir yürüyüşle tarihi Brooklyn Köprüsü'ne geçiyoruz.

Brooklyn Köprüsü:

 

Manhattan ile Brooklyn'i bağlayan ve 1883 yılında hizmete açılan bu mistik köprü, inşa edildiğinde bir zamanlar dünyanın en geniş asma köprüsüymüş. Bizim boğaz köprüsünü yapacağımızı nereden bilebilirlerdi ki?. 16 yılda bitirilebilen bu köprü, 600 işçi ile bitirilebildi ve inşaası sırasında 20 işçi yaşamını yitirdi. Her bir çelik kablosu inanmayacaksınız ama 5657 km uzunluğunda rüzgar, yağmur, kar gibi doğal etmenlerden koruyabilmek amacıyla bakırla galvanize edilmiş kablolardan oluşmuştur. Suspansiyon yapı kurulmadan önce 1875 yılında Gotik tarzda 84 m uzunluğunda her iki yakaya yapıyı taşıyacak binaları inşa etmişlerdir. Köprüyü dinamik tutan 4 çelik kablo dünyadaki en sert taşlardan biri olan Kapadokya'daki peri bacalarının strüktüründe yeralan granit taşlarının içine fikse edilmiştir. Bu özellliği ile dünya üzerindeki en sağlam köprülerden biri olma ünvanını taşır. Köprüyü taşıyan kablolar özel bir yöntemle sarılmıştır ve kopması imkansızdır. Sağlam olduğuna gerçekten inandığımız bu köprününün yaya yolu sarı bir çizgi ile ortadan ikiye bölünmüştür. Sağ tarafı tamamen yayalara sol tarafı da kaykaylı ve bisikletlilere ayrılmıştır. Onların sahasına geçtiğiniz anda şiddetli bir tepkiyle karşılaşırsınız. Bu tepkilerini ıslık çalarak, sizlere söylenerek ya da yanınızdan hızla geçerek verirler. Bu nedenle sağ taraftan yürümeye ve sarı çizgiyi geçmemeye özen göstermenizi tavsiye ediyoruz. Köprünün tam ortasına geldiğimizde Manhattan buradan ayrı bir güzel görünür ve hemen fotograf makinelerine sarılırsınız. Burada bir zamanlar araba tekerleklerinin çıkardığı gürültü, neredeyse milyonlarca arının bir anda çıkarabileceği bir sese eşitti ve gerçekten iyi bir sinir sistemi gerektiriyordu. Neyse ki bu yıl bu sorun giderildi ve artık bu gürültüyü duymuyorsunuz. Herşeye rağmen Brooklyn Köprüsüz bir New York düşünülemez, bu nedenle bu tarihi köprüyü her sene ziyaret ederiz ve Manhattan'ı Brooklyn Köprüsü'nden izlemenin keyfine varırız.

Manhattan:

 

İşte New York'u New York yapan en önemli bölgelerden biri, dev gökdelenlere, şehrin en yoğun trafiğine sahip kesimi, hareketli, dinamik ve modern Manhattan. 100 Km uzaklıktan dahi New York'un silüetini çizebilen, şehrin hayat damarlarını bünyesinde barındıran bir bölge. Tepelik anlamına gelen ve New York'un ilk yerlileri tarafından verilen "Manahatua" isminin bugünkü hali. Gayet tabi yüzyıllar sonra gökdelenlerin bu tepeleri yok edeceğini yerliler nereden bilebilirlerdi ki? Amerikalılar bu büyük değişimden dolayı yerlilerden özür dilercesine bu ismi gördüğünüz gibi kullanmaktadırlar. Birleşmiş Milletler, Empire State Building, Chrysler Building, Grand Central Terminal, Trump Tower, Rockafeller Center, Konsolosluğumuz, General Electric Building, Tudor City, Japan Society ve şehrin en iyi oteli olan Waldorf Astoria Hotel'in içinde bulunduğu muhteşem Manhattan. Keşfiniz için sizleri bekliyor.

Wall Street:

 

İşte paranın adresi, Dolar'ın New York'taki evi. Tarihi öneme sahip bir semt. Federal Hall National, 1789 yılında George Washington'un Amerika Birleşik Devletleri başkanlığı için yemin ettiği yer. Bir zamanlar Manhattan'ın en yüksek binası günümüzün ise cüce binası 1846 yılında inşa edilmiş Trinity Church aynı bölgede yeralan ve Amerikalıların adeta gözleri gibi korudukları tarihi bir kilisedir. 1790 yılında filizlenen ve 1817 yılında kurulan ve dünyadaki para piyasalarındaki dalgalanmayı yakından takip eden ve bir panik anında kendilerini parçalayan genç brokerların işyeri New York Stock Exchange (New York Borsası) Financial District'in önemli binalarıdır. Wall Street New York'da gezilmesi gereken önemli bölgelerden bir tanesidir, diğer mekanlar gibi Wall Street de pek çok filme mekan olmuştur. Zaten New York'u dolaştığınızda kendinizi film setinde gibi hissetmenizin en büyük payı Amerikan sinema endüstrisidir. Bu duyguyu her ziyaretçi yaşar ve New York ve Amerika konulu filmler yayınlanmaya devam ettikçe de insanlar bunu yaşamaya devam edeceklerdir. New York her zaman kendi reklamını kendi yapar.

World Trade Center Ground Zero:

 

110 katlı, dünya üzerinde yeralan en büyük, en haşmetli yapılardan bir tanesi idi dünya ticaret merkezi. Twin Towers, New York'un sembollerinden biri olmanın haklı gururuyla yıllardır ticari hayata canlılık vermekteydi ve New York'un ufuk çizgisini önemli ölçüde belirleyen modern bir yapı idi. 1977 yılında hizmete açılan bu ikiz binaların zemin katında sizi New Jersey'a taşıyacak olan PATH metrosu ve cıvıl cıvıl alışveriş mağazalarını barındıyordu. Günde yaklaşık 450 işyerine ve 50000 çalışanına ev sahipliği yapan çok büyük bir kompleks idi. İkiz kulelerde 107. kata asansörle 58 saniyede ulaşılıyordu. Kamera ya da fotoğraf makinelerine sığdırılamayan bu yapı, insanoğlunun neler yapabileceğinin açık bir kanıtıydı. Amerika ve dünya tarihine 11 Eylül saldırılarının (9/11) hedefi olarak geçti ve o talihsiz günde binlerce insan burada yaşamını yitirdi. Ground Zero o tarihten pek çok savaş karşıtı gösterinin merkezi oldu, 8000 insanın yaşamına mal olan dünya tarihinin en üzücü olayına tanıklık yapan bu merkezi yaz okulu programlarımızda tanıtıyoruz. Olay, üzerinden uzun bir süre geçmesine rağmen güncelliğini yitirmedi. Trinity Church'te tarihe tanıklık eden pek çok eşya sergileniyor. Yaralıların kurtarıldığı, cesetlerin taşındığı sedyeler, binalardan geriye kalan molozlar, hala yakınlarını arayan insanların kayıp ilanları, ölenlerin anısına yazılmış şiir ve duygu dolu mektuplar, yırtık, parçalanmış resimler, yanan mumlar, biten umutlar, yaşamın en derin en sızı dolu bir günü, bir tarih yatıyor bu kilisede. Sitede ikiz kulelerin enkazından geriye kalan bir haç sergileniyordu ancak son yıllarda bu haç başka bir yere alındı. Yaralar sarılamayacak kadar büyük. Koskoca gökdelenlerin yerinde şimdi yeller esiyor, insanlar hala bu şoku yaşıyorlar, inanamıyorlar. Çevre binalarda savaş karşıtı sloganlar büyük puntolarla hala camlarda asılı. Sitenin kenarında hala mini törenler yapılıyor. Ölenlerin isimleri ve saat saat kronoloji, siteyi çeviren demir parmaklıklarda hala asılı. Sitenin çevresi bir aralar o trajedik günü anlatan poster ve kitapçıkları satan satıcılarla doluydu fakat bu trajedi üzerinden ticaret yapılması pek çok Amerikalıyı kızdırınca belediye önlem aldı ve bu ticaret yasaklandı. Öyle ki 5 - 10 Dolar karşılığında bu kitapçıklardan ve albümlerden peynir ekmek gibi satın alabiliyordunuz. Bugün Twin Towers'ın bulunduğu alana New York'un ve Amerika'nın şanına yakışan yepyeni bir kompleks inşa ediliyor. İsmi Freedom Tower. Amaç dünyanın en büyük ve en görkemli kompleksini inşaa etmekten çok, bu saldırılarda hayatlarını kaybeden insanların ruhlarını özgürlüğe kavuşturma ve onların anısını sonsuza kadar Manhattan'da yaşatmayı taşıyor. Gün geçtikçe yeni ve modern gökdelenler, Manhattan'ın ufuk çizgisini değiştiriyor. Bunu her yıl izleyebiliyoruz.